açılış sayfam yap  sık kullanılanlara ekle
     MAKALELER



  Üye Girişi
 
 
Üye Ol | Şifremi Unuttum
  






  Ziyaretçi Durumu
Bugün gelen : 60
Online : 36
Toplam ziyaretçi : 217012
MAKALELER  » --Kategori Seçiniz--

Anladığı dilden konuşmak
 
Davos zirveasinde Başbakanın dik duruşunun irdelenmesi



                 ANLADIĞI DİLDEN KONUŞMAK

 

ÖMER KARAYUMAK

 

            Üç haftadan beridir “Son Baskı” gazetemizde İsrail’in Gazze’ de masum ve mazlum bir halka karşı  yapmış olduğu   adeta soykırıma varan kanlı katliamlarından bahsediyoruz.

Bu konuda değerli okuyucularımızdan o kadar çok  e-posta aldık, o kadar ciddi sorular soruldu ki, bu  haftaki yazımızda da  aynı konuya devam etmek  ve düşündüklerimizi okuyucularımızla paylaşmak istiyoruz.

            Diğer makalelerimizde çok önemli gördüğümüz iki ana husus üzerinde ısrarla durmuştuk.

            Birincisi husus; Hemen hemen bütün dünyada Yahudi sermayelerinin en fazla olduğu ve en büyük yatırımların yapıldığı alan basın-yayın, sinema-tiyatro, televizyon gibi insanların beynini yıkayan sektörlerdir. Başta ABD olmak üzere dünyanın bütün ülkelerinde Medya ve sinema sektörlerine baktığınız zaman inanılmaz boyutlarda Yahudi sermayesinin hakim olduğunu görürsünüz. Bu durum ABD de, İngiltere’de, Fransa’da, Almanya ‘da nasıl ise, Türkiye’de de aynıdır. Yahudi sermayesinden nemalanmayan medya ve sinema-tröstleri hemen hemen yok gibidir. Ülkemizde kendilerini büyük gazete olarak tanıtan gazetelerin kurucularına bakıvermeniz bu gerçeği açıkça ortaya koyacaktır.

            İkinci husus ise; Siyonizm’in temel felsefe olarak kabul ettiği, “Yahudi olmayan tüm insanların insan değil, “haşerat” “ böcek” olarak algılandığı “bu sürüngen toplumların Yahudilerin ayakları altında ezilmeleri gerektiği” şeklindeki ilkel ve fanatik düşünce sistemini bugünkü İsrail devlet idarecilerinin aynen kabul ederek tatbikata geçirmeleri gerçeğidir.

            İsrail bütün bir dünyayı karşısına alarak, Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe sayacak cüreti, vurdumduymazlığı, şirretliği nereden alıyor? Hiç kimseyi dinlemeden, hiçbir devleti takmadan, kafasının estiği şekilde, dünyayı kan gölüne çevirecek çılgın saldırıları ve kanlı katliamları nasıl yapıyor? Sorularına verilecek cevap, işte bu iki ana unsurun içerisinde gizlidir.

            Elinde bulundurduğu uluslar arası basın-yayın ve medya gücüyle, tarihi tersine çevirecek kadar yalan, dolan, iftira ve sahtekârlıklarla kendisini bütün dünyaya karşı “ mazlum millet” olarak tanıtıp, propagandasını yapmakta, yine elinde bulundurduğu uluslararası sinema sektörü ve Hollywood filmleriyle dünya halklarının beynini yıkamaktadır.

            Doğal olarak beyni yıkanmış insanları kobay olarak kullanmak çok kolay olduğu içinde Siyonizm’in öğretileri doğrultusunda bütün dünyayı kana bulamaktan çekinmemektedir. Ne gariptir ki, yapmış olduğu bu kanlı katliamlara ve soykırımlara rağmen, beyni yıkanmış insanlar tarafından  “barış güvercini “  “soykırıma uğramış mazlum millet” olarak adlandırılabilmektedir.

            Kurulduğu tarihten itibaren Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren Siyonist İsrail devleti, “arz-ı mev’ud”(vaad edilen topraklar) ütopyasını gerçekleştirebilmek için dünya savaşlarını çıkartmaktan da asla vazgeçmeyecektir.

 

            Şimdi gelelim DAVOS olayına:

            Amerika’nın şımarık ve edepsiz çocuğu İsrail; Aslında kanlı bir terörist olan, Cumhurbaşkanı Şimon Perez’i Davos ekonomik forumuna göndererek Gazze’de yaptıkları kanlı katliamların ne kadar masumane bir eylem olduğunu, Filistin halkının, kadınların, çocukların başlarına atılan fosfor bombalarının aslında bomba değil, havai fişek olduğunu ve Gazze’yi yerle bir ederken amaçlarının sadece barışı sağlamak amacıyla hareket ettikleri şeklinde özetlenebilecek iğrenç yalanlarını gözlerinin içine baka baka dünya liderlerine yutturmak istemişti.

 Ne de olsa Nobel barış ödülü sahibi yaşlı ve tonton bir ihtiyardı.

Nasıl olsa bütün dünya basını Perez’in kimliğini saklamış, onu bir barış güvercini olarak yutturmuştu dünyaya.

Nasıl olsa hiç kimse Perez’in Polonya’dan göç edip Filistin’e yerleştikten sonra 1946 yılına “Hagana” terör örgütüne katılarak kanlı eylemlerde bulunan bir terörist olduğunu, Fransa’dan nükleer silahları çalarak İsrail’de ilk nükleer silah denemelerinin başlamasını sağlayan bir silah hırsız olduğunu kimse bilmiyordu. Herkes onun önünde el-pençe divan duracak, söyledikleri yalanları bile bile kabul edecek ve alkışlayacaklardı. Böylece yavaş yavaş kendilerine karşı bütün dünyada baş gösteren homurtuların, mitinglerin, tepkilerin önüne geçilmiş olacaktı.

Üstelik Yahudi medyasının en büyüklerinden birisi olan Washington post gazetesinin Ermeni asıllı bir yazarı olan ve sözde Ermeni soykırım iddialarının en ateşli savunucularından birisi olduğu Ermeni araştırmacıları tarafından çok iyi bilinen David İgnatius isimli birisini de kaşla göz arasında moderatör olarak atayıvermişlerdi. Herşey tamamdı. Plan sağlam, kurgu mükemmeldi. Artık akın akın Davos’a gelen devlet başkanlarına Gazze’de uyguladıkları soykırımın ne kadar haklı olduklarını anlatabilirlerdi.

Ancak hiç hesap edemedikleri bir şey vardı: Artık Türkiye eski Türkiye değildi ve  Türkiye Cumhuriyeti’nin idarecileri de eski idareciler değillerdi.Türkiye artık tüm kurum ve kuruluşlarıyla  büyük bir değişim içindeydi.Merhum Osman Yüksel Serdengeçti’nin  deyişiyle; “smokinleri içerisinde balolarda dans etmekten başka bir şey bilmeyen, ülke ve dünya  meselelerinde ise  hariçten gazel okuyan Hariciyenin “nin monşer  tabakası gitmiş, yerine Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkasya’da, Afganistan’da, Filistin’de uluslararası sorunları temelinden çözmeye çalışan, Türkiye’yi gündemin tam ortasında gündem değiştiren saygın bir ülke haline getiren devlet idarecileri gelmişti.Ve bu büyük devletin Başbakanı Recep tayip Erdoğan’dı.

İsrail, kılcal damarlarına kadar yerleştirdiği Mossad ajanlarıyla Türkiye’de olan bitenleri anında haber alıyor, Ergenekon terör örgütünün üst düzey yöneticileriyle birlikte  çalışarak faili meçhul cinayetleri organize ediyor,PKK terör örgütüne lojistik destek sağlıyor,onları silahlandırıyordu. Yaptıkları kanlı eylemler şu veya bu şekilde deşifre edildiği anda anında Yahudi sermayesinden nemalanan medya organlarını devreye sokarak olayı maniple edip, kendilerini deşifre eden kişi ve kurumları yaptıklarına yapacaklarına bin pişman ediyorlardı ama, bütün özel ve resmi kurumlara yerleştirilen Mossad ajanları, daha Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın Recep Tayip Erdoğan’ın beynini okuyacak duruma gelememişlerdi.

İşte İsrail’in yanılgısı ve kırılma noktası tam da bu noktaydı.

 Gerisini biliyorsunuz zaten. Şimon Perez’in bağırıp çağırarak, el-kol hareketleriyle altmış seneden beridir dünyaya meydan okuyan saldırgan eylem ve söylemlerine karşı, ilk defa anlayacakları dilden Başbakan Recep Tayip Erdoğan vasıtasıyla verilen cevabı ve suratlarına atılan Osmanlı tokadını Siyonist İsrail asla unutamayacaktır.

Bakmayın siz içimizdeki Yahudi sermayesinden nemalanan gazete ve televizyonlarda boy gösteren, sözde uzman kesilen cühela takımının saçmalıklarına…

Bakmayın siz bazı hariciye emeklilerinin hala düzeltemedikleri monşer kafa yapılarına…Onları hala 1946  senelerini yaşayan Türkiye’nin çok ama çok değiştiğini bir türlü anlayamayan mütekaitlerdir. 

 



Yazan :  Av. Ömer KARAYUMAK
Okunma sayısı :   5595
Tarih :   02.02.2009






  Yazarlar
KATSAMER NEDİR?
Av. Ömer KARAYUMAK





  Duyurular
"KATSAMER" KARAMAN TARİH VE SOSYAL BİLİMLER ARAŞTIRMA MERKEZİ KURULDU

Yiğirmi yıldan beridir Fethiye'de Avukatlık yapan ve Turizm sektöründe faaliyette bulunan FETSAM...
 
BAYRAM MESAJI

MISIR'DA YAPILAN DARBEYİ VE MÜSLÜMANLARA KARŞI YAPILAN KATLİAMI LANETLİYORUZ

FETSAM(Fethiye tarih ve Sosya...
 
BİR DİZİ KONFERANS İÇİN ALMANYA'YA GİDEN GENEL KOORDİNATÖRÜMÜZ TÜRKİYE'YE DÖNDÜ

ETSAM(Fethiye Tarih ve Sosyal Bilimler Araştırma Merkezi) Genel Koordinatör...
 

FETSAM KURUCUSU AV.ÖMER KARAYUMAK'IN FETHİYE HAKKINDA YEPYENİ BİR KİTABI YAYINLANDI.

FETSAM kurucusu ve Genel koordinatörü tarihçi yazar Av. Ömer Karayumak
 
Menteşe Beyliği'nden Türkiye Cumhuriyetine Belgelerle Fethiye Belgeseli

Menteşe Beyliği'nden Türkiye Cumhuriyetine  belgelerle Fethiye isimli belgesel çekimi ile...
 
Fethiye-Seki İÖO öğretmenleri nin FETSAM'ı ziyareti

Fethiye'ye bağlı Seki beldesi ilk öğretim Okulu öğretmenleri FETSAM(  Feth...
 

FETSAM' DA MUTLU BİR NİKAH TÖRENİ

FETSAM mutlu bir nikah ve düğün törenine ev sahipliği yaptı.

31.10.2009...
 

ERMENİ KONFERANSI

FETSAM(Fethiye Tarih ve Sosyal Bilimler Araştırma Merkezi) Genel Koordinatörümüz Tarihçi-Yaza...
 

Muğla Üniversitesi tarih Bölümü öğrencilerinin Fetsamı ziyareti

Muğla Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğrencileri ,Öğretim üyesi Doç.Dr. Bay...
 

İSRAİL'İN FİLİSTİN DE UYGULADIĞI" SOYKIRIMI" LANETLİYORUZ

Kurban bayramı Tebriği

FETSAM'a üye olan tüm gönüllü kardeşlerimizle birlikte FETSAM'a ve Fethiye'ye gönül vermiş bü...
 

FETSAM üyeleri Facebook da arkadaşlık grubu kurdula

FETSAM üyeleri Facebook da arkadaşlık grubu kurdular.

Memnuniyetle öğrendiğimize göre...
 

F ETSAM gönüllü üyeleri Facebook' da grup oluşturdular

Memnuniyetle  öğrendiğimize göre FETSAM' a üye olan pek çok gönüllü dostlarımızın Facebo...
 

FETSAM internette

Fethiye Tarih ve Sosyal Bilimler Ataştırma Merkezi olarak internetteki yerimizi aldık. Bilgi, be...
 
   
  
Copyright © 2008 katsamer.com



 Site Kuralları |Yasal Uyarı | email gönder

duygubilişim